Kısa Kitap Tanıtımları



BENİM ADIM KIRMIZI
Orhan Pamuk | Roman / Türk EdebiyatıOrhan Pamuk’un “en renkli ve en iyimser romanım” dediği Benim Adım Kırmızı, 1591 yılında İstanbul’da karlı dokuz kış gününde geçiyor. İki küçük oğlu birbirleriyle sürekli çatışan güzel Şeküre, dört yıldır savaştan dönmeyen kocasının yerine kendine yeni bir koca, sevgili aramaya başlayınca, o sırada babasının tek tek eve çağırdığı saray nakkaşlarını saklandığı yerden seyreder. Eve gelen usta nakkaşlar, babasının denetimi altında Osmanlı Padişahı’nın gizlice yarattığı bir kitap için Frenk etkisi taşıyan tehlikeli resimler yapmaktadırlar. Aralarından biri öldürülünce, Şeküre’ye aşık, teyzesinin oğlu Kara devreye girer. İstanbul’da bir vaizin etrafında toplanmış, tekkelere karşı bir çevrenin baskıları, pahalılık ve korku hüküm sürerken, geceleri bir kahvede toplanan nakkaşlar ve hattatlar sivri dilli bir meddahın anlattığı hikayelerle eğlenirler. Herkesin kendi sesiyle konuştuğu, ölülerin, eşyaların dillendiği, ölüm, sanat, aşk, evlilik ve mutluluk üzerine bu kitap, aynı zamanda eski resim sanatının unutulmuş güzelliklerine bir ağıt.MEHMED RAUF HAYATI, SANATI, ESERLERİ
Rahim Tarım | BiyografiServet-i Fünün Edebiyatının önde gelen yazarlarından biri olan ve edebiyatımızda “Eylül” yazarı olarak tanınan Mehmed Rauf hakkında yapılmış bir çalışma. Bu kitap, Mehmed Rauf’u bütün yönleriyle ve son bulguları da içerecek şekilde yeniden ele alan bir eser olma özelliği taşır.TARÇIN DÜKKANLARI
Bruno Schulz | Roman / Polonya EdebiyatıYazdıkları modern dünyanın habercisi olarak nitelenen, öyküleri (yeniden) keşfedildiği altmışlı yıllarda sansasyon yaratan -Kafka’nın unutulmuş rakibi- Bruno Schulz’un bütün öyküleri ilk kez Türkçe’de. Bu kitap, Tarçın Dükkanları-Bütün Öyküleri adı altında dört öyküyü kapsamaktadır.

METRENİN İCADI / İKİ BİLİM ADAMININ YENİ BİR EVRENSEL ÖLÇÜ BİRİMİNİ SAPTAYIŞLARININ ÖYKÜSÜ
Denıs Guedj

25 Haziran 1792 günü iki astronom, Jean Baptıste Delambre ve Pıerre Mechaın, Paris’ten yola çıkarlar. Yasama Meclisi’nce evrensel bir uzunluk ölçüsü birimi saptamakla görevlendirilmişlerdir. Condorcet bu birimi “bütün halklara, bütün zamanlara” adamak niyetindedir. İki astronomdan biri Dunquerque’a, öteki ise Barcelona’ya gider. Bu iki kent arasındaki boylamı bir karış sektirmeden ölçeceklerdir. Ama devrim ateşiyle yanan Fransa’da bu hiç de kolay olmayacaktır. İki bilgini bir çan kulesinden bir hisar burcuna, bir şatodan bir dağ doruğuna sürükleyecek olan bu bilim seferi, acıklıyla gülüncün bir araya geldiği yedi yıllık şaşırtıcı bir destana dönüşür.

SEVDALİNKA
Ayşe Kulin | Roman / Türk Edebiyatı

Postane binasının yanı sıra, milli tiyatro, hukuk fakültesi ve civarındaki binalar da yanıyor, yeni patlamalarla bu ateş dansına eşlik ediyorlardı. Rüzgarda uçuşan kızıl saçlar gibi savrulan alevleriyle har har yanıyorlardı. Yandıkça, kırmızı bir fona çizilmiş, simsiyah iskeletlere dönüşüyorlardı. Nimeta, taş kesilmiş, geçmişini seyrediyordu alazların ötesinde. Çocukluğu, gençliği, anıları, sevinçleri, kederleri incelip uzayarak, bükülerek alevlerin arasında göğe yükseliyor, Saraybosna külleriyle birlikte sağa sola savruluyordu. Bosnalı bir gazeteci olan Nimeta, dünya tarihinin en acımasız soykırımlarından birinin yaşandığı Bosna savaşının ortasında kendisi ve ailesi için yaşam mücadelesi verirken, içinde kıyasıya süren bambaşka bir savaşla da baş etmek zorundaydı…


Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41