Kısa Kitap Tanıtımları
KİBAR SEMTLER
Louis Aragon | Roman / Fransız Edebiyatı
Türk okuru Aragon’u, özellikle Orhan Veli’nin büyük bir ustalıkla Türkçe’ye çevirdiği Elsa’nın Gözleri adlı şiiriyle tanımıştır. Gerçekten de Aragon, büyük Fransız şiiri içinde çok güçlü bir sestir. Gerçeküstücülükten kopup gerçekçiliğe dönüşü 1930 yılına rastlar. Partiye girmiş ve artık bağlanımlı bir yazar olmuştur. Edebiyatla siyasetin ayrı tutulması gerektiğinde direten gerçeküstücü arkadaşlarından kesinlikle kopmuştur. Ve gerçek dünya genel başlığı altında bir dizi roman yazmaya başlamıştır. Bu dizi, siyasal bağlanımın kaçınılmazlığına karşın, yine de bireysel özerkliği yücelten romanlardan oluşur. Dizinin ilk romanı Basel’in Çanları’dır. İki yıl sonra Kibar Semtler dizinin ikinci romanı olarak yayımlanır. Bu romanda yazar, büyük bir ustalıkla, sıkıcı taşra çevresinde, tipik bir 3.Cumhuriyet politikacısı olan babaya başkaldıran iki kardeşi anlatır.
ATLILAR
Joseph Kessel | Roman / Fransız Edebiyatı
Renkleri simsiyahtan beyaza kadar değişen göz kamaştırıcı atlara binmiş altmış bozkır kahramanı, elde kırbaç, tek saf halinde, durmadan çalan borazancıların ve yaşlı başkanlarının ardından, büyük alanı bir baştan bir başa ağır ağır geçiyorlardı. Her birinin yüzü, ağaçtan oyulmuş ya da en kaba köseleden biçilmiş gibiydi. Güneş yanığı sarımsı bir ten, aman bilmeyen sert dudaklar, çıkık elmacık kemikleri, çekik yırtıcı kuş gözleri. Altmış Çopendoz tek saf halinde kral çadırının önüne geldiler. Afgan bozkırlarının bu en usta binicileri, atlarını durdurup eyerlerinin üzerinde doğruldular. Yöresinin en iyi Çopendozu sayıldığından Uraz’a takımın tam ortasında yer verilmişti. Sağında ve solunda, her birini dövüşürken salıverdikleri ter kokularına kadar tanıdığı insanlardan oluşmuş bir insan çiti uzanmasına, onlarla aynı giysiyi ve başlığı giymiş olmasına ve atının üzerinde aynı biçimde taş kesilmişcesine durmasına karşın, Uraz kendini onların dışında ve üstünde, sanki bir başka kanla beslenmiş gibi hissediyordu. Kazanana kralın kendi eliyle vereceği ve bir yıl süresince onun ilinde kalacak olan sancak, Kralın yanı başında, parmaklığa dayalı olarak duruyordu. “O benim olacak” dedi Uraz içinden.
KARA KULE
Stephen King | Roman / Amerikan Edebiyatı
Siyahlı adam tehlikeli büyülerle dolu ölüm yolunda kaçıyor, katil kovalıyordu. Bu kovalamaca yolun sonundaki Kara Kule’de sona erecek miydi? Çılgın bir kahin, konuşan iblisler, ölmemiş bir çocuğun ruhu Kara Kule’de kimleri bekliyordu? Bu soruların cevabını merak ediyorsanız bu kitabı okumalısınız.
BUDDENBROOK AİLESİ
Thomas Mann | Roman / Alman Edebiyatı
Yazar kitabını müsvedde olarak yazdıktan sonra Fischer Yayınevi’ne göndermiştir. Önceleri bu müsveddeleri temize çekmeyi düşünmüş ama sayfalar çoğaldıkça bundan vazgeçmiştir. Elinde başka bir kopyası daha bulunmadığından postaya verirken bin marka sigorta ettirmiştir. 1900′ün sonuna doğru iki cilt olarak çıkan kitap, o zamanlar hiç tanınmamış bir yazar olan Thomas Mann’ın ilk ürünüydü ve para vermeye kimsenin hevesi yoktu. Yayınevi, yerinde öğütlere uyarak, kitabı tek ciltte yeniden bastı. Çok geçmeden basından övgü sesleri yükseldi. Baskılar birbirini kovaladı. Yazarı büyük üne kavuşturdu. Ve yazar ellinci doğum gününü kutlarken Buddenbrook Ailesi ile Nobel Ödülünü aldığını öğrendiğinde ona en büyük hediye bu olmuştu.
SOFİ’NİN DÜNYASI
Josteın Gaarder | Roman / Felsefe
Benzer insanların, yüzeysel bilgilerin geçerli olduğu çağımızda, “3000 yıllık geçmişinin hesabını yapamayan insan günübirlik yaşayan insandır” diyen Goethe’nin günübirlik insanlarından olmama yolunda ciddi bir adım bu kitap. 15. yaş gününü kutlamaya hazırlanan Sofi, bir gün posta kutusunda ‘kimsin’ yazılı bir not bulur, bu sorudan hareketle, bütün bir felsefe tarihinde sorulmuş soruları ve cevapları, sürükleyici bir roman kurgusu içinde anlatan yazar, Umberto Eco’nun ‘Gülün Adı’nda ortaçağ teolojisini romanlaştırma gücünü bu kitabında felsefede gösteriyor. Yazar Gaarder özellikle gençliğe yönelik kitaplarıyla tanınan Norveç’li bir felsefe öğretmeni. Sofi’nin dünyası yayımlandığı 1991 yılından bu yana aralarında Korece, Rusça, Japonca, Arapça gibi diller de olmak üzere kırka yakın dile çevrilmiş ve yayımlandığı her ülkede en çok satan kitap olma başarısını uzun süre korumuştur.
ANADOLU’NUN SESİ
Cevat Şakir Kabaağaçlı | Roman / Türk Edebiyatı
Eserin okullarda kültür ve tarih diye okutulması ayrıca Türkiye’yi tanıtmak için yararlı bir kaynak olacağını kanısına varılmıştır. “Yirminci yüzyılın ilk yarısı, dünyanın alabildiğine değişen devri oldu. Değişme daha önceleri de, hatta her zaman vardı. Ama öylesine yavaştı ki, duralama asıl, değişme ise arızi sayılıyordu. Eskiden insanlar, doğdukları zaman buldukları dünyayı, ömürlerini geçirdikten sonra hemen aynı bırakıyordu. Oysa şimdi bir insan, on yıl aynı dünyada yaşıyorum sanırsa insandan ziyade antika olur. Son elli altmış yılda değişmeler, ondan önceki iki bin yıldaki değişmelerden daha çok olmuştur.” Yazar bu gelişme ve değişmeleri bu kitabında ele almaktadır.
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41

