Kısa Kitap Tanıtımları-2
BALKANLAR 1804-1999
Misha Glenny
Balkanlar büyük savaşların hemen hemen tamamının ilk başladığı bölge olmuştur. Rusya, İngiltere, Fransa ve Almanya kendi aralarındaki rekabet ve nüfuz alanı mücadelesini Balkanlar üzerinden sürdürmüşler ve bölge halkının acıları üzerinden egemenliklerini kurgulamışlardır. Misha Glenny bu kitabında, 19. yüzyılın başlarından bu yana ele aldığı Balkan tarihinde, savaşlarla parçalanmış bölgenin en son yaşadığı korkunç olayların arka planını, Bosna trajedisine yol açan Balkan zihniyetini gözler önüne seriyor. Balkanlarda her dönem egemen olan ve tüm bölgeyi kapsayan şiddetin köklerini böylesine derinlemesine ele alan, siyasal tarihe eşlik eden kültürel ve düşünsel kökleri böylesine araştıran ve de çağdaş Sırbistan, Hırvatistan, Bosna, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Arnavutluğun kökenlerini bu kadar canlı veren başka bir kitap yoktur. Glenny, bugünün çatışmalarını anlamak için gerekli olan karmaşık ve renkli Osmanlı döneminin son yüzyılının içyüzünü sergilemeyi de ihmal etmiyor. Balkanlardaki her ulusal topluluğun ve ulus-devlet olma sürecinin oldukça tarafsız, açık ve batı merkezli olmayan bir dille anlatıldığı kitapta çeşitli ulusların kültürlerinin de canlandırıldığını görüyoruz. Glenny büyük devletlerin kendi çıkarları için bölgeye müdahalelerinin Balkan halkları için nasıl felaket demek olduğunu, sözde ‘eski nefretler’ denilen olguların uzak başkentlerin cahil diplomatları tarafından nasıl daha şiddet içeren bir sürece dönüştürüldüğünü anlatıyor. Kralların, gerillaların, haydutların, general ve politikacıların keskince gözlemlenmiş portreleri ile anlatımını zenginleştiriyor. Bu zenginliği ve önemli siyasi olayların uluslararası ilişkiler boyutundaki öyküleriyle Balkanlar, okunması gerekli ve aynı zamanda keyifli bir kitap. Balkan siyasi ve ekonomik tarihinin benzersiz bir örneği olarak bu eser, kuşkusuz, Türkiye’nin geniş çevresini anlamak ve öğrenmek isteyen herkesin ilgisini çekecektir.
HAMMURABİ’NİN MÜHRÜ BABİL
Hans Kneifel | Tarihî Roman
“Ben Hammurabi, kusursuzluğa ermiş bir kişi olarak Enlil ve Marduk’un bana bir çobana emanet eder gibi bıraktıkları kara başlıları asla ihmal etmedim; onlara huzurlu bir mekan sağlamak için gece gündüz demeden çalıştım. Elem ve kederleri onlardan uzak tuttum ve hayatlarına ışık getirdim. Zabaka ve İştar’ın bana sağladığı güçlü silahlarla, Enlil’in bana bahşettiği bilgelikle ve Marduk’un gücüyle kuzeydeki ve güneydeki, yukarıdaki ve aşağıdaki bütün düşmanları yok ettim, savaşlara son vererek ülkeye esenlik getirdim, insanlara huzur içinde yaşayabilecekleri bir ortam sağladım ve bu huzurumuzu bozmak isteyenleri yok ettim. Tanrılar bu görevi bana, dimdik asalı bir çobana verdiler. İnsaflı ve hoşgörülü gölgem şehrin üstüne düştü; Akadlı ve Sümerli insanlara iyilik ve refah dolu kucağımı açtım. Bilgeliğimle onları bu huzurlu yaşamdan koparabilecek her şeyden koruyorum. Artık güçlü olan güçsüzü ezmiyor, dul ve yetimlere adil davranılıyor. Anu ve Enlil’in Esanglia’da yücelttikleri ve iç dayanakları sınırsız olan Babil’in ülkesinde kanunları düzenledim ve ezilen insanlara adaletli davranılması için mahkeme kararlarını kesinleştirdim. Benim bu değerli sözlerim Kudurru-Taşlarına çelik kalemlerle oyuldu ve adaleti temsil eden kral olarak benim önüme dikildi.” (Hammurabi Kanunlarının önsözünden bir alıntı ) Görkemli Babil şehri, Kral Hammurabi’nin adil yönetimi altında huzur ve refah dolu altın çağını yaşamaktadır. Hammurabinin Kanunları komşu ülkelerde bile saygıyla kabul edilmektedir, tüccarlar dünyanın öbür ucundaki ülkelerle bile güvenli olarak ticaret yapabilmektedir. Fakat bu durum bazı çevreleri rahatsız etmektedir ve bu karanlık güçler Hammurabi’yi ortadan kaldırmak ve iktidarı ele geçirmek istemektedirler.
KANBAĞI ETNİK GURURDAN ETNİK TERÖRE
Vamık D.Volkan
Etnik, dini ve kültürel çatışmanın yaygınlığı düşünüldüğünde, insanların bireyselleşmiş motivasyonlarının ötesinde, büyük grup kimliklerini korumak ve sürdürmek için neden birbirlerinin öldürdüklerini anlamak acil bir gereksinimdir. Onlar neden ataları ya da kendi soylarından olanlara karşı yapılan yanlışlar için öç almak zorunda kalıyorlar? Bir grubun biz-lik’ini, onun ötekiler’den ayrılışını bu kadar ölümcül yapacak ne oluyor? Kitapta bu sorulara yanıt verilmektedir. Kitabın bölümleri şunlardır: Ölümcül Ayrımlar, Etnik Çadırlar, Enver Sedat’ın Kudüs’e Gitmesi, Seçilmiş Travma, Modern Bir Cehennem İçin Eski Bir Yakıt, Biz-lik, Düşman İmgeleri, Ege Denizinde İki Kaya, Letonya’da İstenmeyen Cesetler, Bir Filistin Yetimhanesi, Etnik Terörizm ve Teröristler, Mağdurdan Gaddara, Romanya’da Totem ve Tabu, Estonya Deneyimi, Psikanaliz ve Diplomasi.

