Kısa Kitap Tanıtımları-2



KOSOVALI KIZ ZANA
Alıce Mead / Amerikan Edebiyatı / Roman

Anne Frank, Zlata Filipoviç, Zana Dugolli. Bunlar çocuk adları. Bunlar 11-13 yaş arasında çocuklar. Savaşın acısı ile zoraki olgunlaşanlardan. Üçü de savaşın, kavganın acısını iliklerinde duymuş, yaşamışlardan. Savaş yüzünden okula gidemeyenlerden. Arkadaşlarıyla sokakta koşup oynayamayanlardan. İstediğini yiyip giyemeyenlerden. Çocukluğunu yaşayamayanlardan. Gülmeyi unutup, korkunun, bir kuş gibi gözbebeklerinde çırpındıklarından… Zana, Kosova’nın başkenti Priştine’ye bağlı Rezella köyünden. Kosova’daki yaşamını, köyünü, çiftliğini ve ailesini seven on bir yaşındaki Zana Dugolli, babasının da üye olduğu Kosova Özgürlük Ordusu’nun bağımsızlık mücadelesinin en acılı ve sevgi dolu tanığı. Bu öykü, yazarın Kosova’da rastladığı bir çocuğun başından geçen, temel olarak gerçek bir öyküdür. Alice Mead, yalın ve etkili romanında, iyi bildiği bir yeri ve çıkmazını yazarak genç okurların savaşı ve bir çocuğun ne acılarla sağ kalabildiğini anlamalarına yardım etmiş oluyor. Bu yerlerin Afganistan’da, Irak’ta, Filistin’de bir yer olmaması, bu çocukların acılarının yoksunluklarının niteliğini, şiddetini değiştirir mi?

ADALETİN KESKİN KILICI KRAL ARTHUR
N.Barış İdil / Biyografik Roman

“Terler içinde uyandı. Yine aynı rüyayı görmüştü. Yarışmadan bu yana on gün geçmişti ve hep aynı rüyayı görüyordu. Artık gördüğünü az da olsa anlayabiliyordu. Gri olan yağmurlu bir havadaki gökyüzüydü; ama yuvarlak cisim ile gördüğü haçı bir türlü çözememişti. Yatağında doğruldu. Rüyalarında bunlar olurken, uyanıkken de ailesini düşünmeye başlamıştı. Annesinin ve babasının bir gemi kazasında öldüğünü, evlat edinildiğini biliyordu. Daha doğrusu, ona anlatılan böyleydi, ama her nedense, Kral’ın öldüğünü duyduğunda, yüreğinde müthiş bir acı duymuştu. Ölen bir kraldı, hem de gençliğinde bir çok başarıya imza atmış bir kraldı, ölümüne çok üzülmek doğal karşılanabilirdi, ama o gün hissettiğinin kesinlikle doğal olmadığını biliyor, hissediyordu genç adam. Hadi kalk artık! Üvey kardeşinin sesi ile düşüncelerinden sıyrıldı. İşimiz çok, eşyaları taşımama yardım et, erkenden orada olmalı ve yer tutmalıyız. Babamın beni dövüşürken, yakından izlemesini istiyorum. Bakışları başka yerlere kaydı ve gülümsemeye başladı belli ki hoşuna giden bir şeyler düşünüyordu”. Tarihte, hakkında en çok şey yazılan, ama en az şey bilinen biridir Kral Arthur. Krallığı bir yana, yaşayıp yaşamadığı bile tartışmalı kimliğin, üzerine oturduğu efsanedir konuyu ilginç kılan. İngiltere Krallığının efsane kılıcı Excalibur, en az Arthur kadar ünlenmiştir. Hakkında onlarca film çekilen, yüzlerce kitap yazılan Arthur’un dünya tarihinin simgeleşen kimliklerinden biri olması, onun gizeminden ve olağanüstülüğünden gelmektedir. Kitap, bu gizem üzerine kurulu bir yaşam öyküsüdür.

GÜNAYDIN GECE
İkbal Gürpınar / Roman

Güzellik bakan gözdeymiş. Niyetmiş her şeyi güzelleştiren, olmazları olduran. Sevgi, açılmayacak sanılan, üzerine kilit vurulan tüm kapıların anahtarıymış, tam da ümitsizliğe düşmeye ramak kala doğuruvermiş güneşi üzerimize yaradan; parlak ve sıcak. Tatlı dille, güler yüzle söylenen sözlere doyulmazmış. Bu kitap, güler yüzle, düşünerek okunsun, yüreklerde sevgi dokunsun, insanlar sevdiklerine sevgiyle dokunsun, ellerindekinin kıymetini bilsin, yurdunu sevsin, kendini tanısın, bilsin diye yazıldı. Bir gece sabaha karşı ciyaklayarak dünyaya geldiğini cümle aleme duyuran çocuklar gibi, gece, sabaha karşı yazılmaya başlandı

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21