Kısa Kitap Tanıtımları-2



HIÇKIRIK / AŞKA DAVET
Kerime Nadir | Roman / Türk Edebiyatı

Eserleri yüz binlerce okura ulaşmış olan ünlü romancı Kerime Nadir, 1917 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Yazı hayatına öyküler yazarak başladı. Hıçkırık adlı bu romanıyla ülke çapında tanındı. Kaleme aldığı aşk ve karasevda romanları, yayınlandıkları yıllarda gazetelerin tirajını artırdı. Kerime Nadir’in hemen her eseri sinema filmlerine konu olmuştur. İnsanlara roman okuma sevgisini aşılayan ünlü yazar 20 Mart 1984 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Yazar kendisini büyük üne kavuşturacak bu romana kadar öyküler ve kısa romanlar yazmıştır. Bu kitabı yazdığında henüz on dokuz yaşındadır ve ailesi, yazarlık-romancılık işinden pek hoşlanmamaktadır. Gerçi Kerime Nadir’in bir çok kitapla, romanla, haftalık edebiyat dergileriyle haşır neşir olmasını ailesi sağlamıştır, ama iş yazıların yayımlanmasına gelince durum değişmiştir. 1930 yıllarının Türkiye’sinde genç bir kızın duygularını yazı aracılığıyla açıklaması, tıpkı sinema ya da tiyatro oyuncusu olmak istemesi gibi yadırganmaktadır. Hıçkırık evdekilerden gizli yazılır. Aile dostları bir gazeteciyle ahbaplıklarından söz açar. El yazısı sayfalar bu aile dostuna teslim edilir. Uzun süre cevap gelmez. Sonra bu kişi Kerime Nadir’in evine giderek el yazısı sayfaları karmakarışık ele geçirir ve Hıçkırık 1937 yılında Tan’da yayınlanır. Roman beğenilmiştir, ancak çok uzun bulunmuş ve kısaltılması gerekmektedir. Hıçkırık’ın tefrikasını okuyanlar bir sonraki sayıyı iple çekerler. Eser bittiğinde Kerime Nadir yurt çapında bir şöhrettir artık. Bunun üzerine özellikle o yıllarda asker ailelerinde kız çocuklarına Nalan, erkek çocuklarına Kenan adı verilmiştir. Roman defalarca basılır ve satışı yüz binleri aşar. Kitapta kendisinden önce yazılmış kimi romanların izlerini, izdüşümlerini yakalamak mümkündür. Hıçkırık Türk edebiyatının sayılı klasik kitapları içinde yer almıştır.

ATEŞ GEÇİTLERİ / ÜÇ YÜZ ISPARTALININ ÖYKÜSÜ
Steven Pressfield | Roman / Yunan Edebiyatı

M.Ö. 480 yılında Kral Kserkses emrindeki Heredot’un belirttiğine göre, iki milyon askerden oluşan Pers imparatorluk orduları Hellespontos’u geçerek, Yunan’ı istila etmek üzere yola çıktılar. Çaresiz kalan Ispartalılar, bir oyalama taktiği olarak Termopilai Geçidine üç yüz seçilmiş asker gönderdiler. Burada, dağlarla deniz arasındaki geçitler o kadar dardı ki, Pers kuvvetlerinin en azından bir kısmının etkisiz kalacağını umuyorlardı. Üç yüz Ispartalı ve müttefikleri, istilacılara yedi gün boyunca karşı koyabildi. Sonunda yenildikleri ana kadar, silahları parçalanıp tükendiğinde bile (Heredot’un kayıtlarında belirttiği gibi) “elleri ve dişleri” ile savaştılar. Ispartalılar ve Thespialı müttefikleri, kanlarının son damlasına kadar savaşmışlar; kendi canlarını feda ederek gösterdikleri bu cesaret sayesinde Yunanlılar bir araya gelerek; o güz ve o bahar, Persleri, Salamis ve Platai’de mağlup ederek, batıda yeni yeni filizlenmekte olan demokrasi ve bağımsızlık kavramlarını henüz beşikteyken yok olmaktan kurtarmışlardır. Bugün Termopilai’de iki anıt kalmıştır. Bunlardan yeni olanı, orada şehit düşen kralın onuruna Leonidas Anıtı adını taşır. Üzerindeki yazıtta, Kserkses’in Ispartalılardan silahlarını istemesi üzerine kralın verdiği cevap yazılıdır: “Molon Labe” (gel ve kendin al). Eski olan ikinci anıt ise şair Simonidis’in sözlerini taşır. Bu dizeler tüm savaş yazıtlarının en ünlüsüdür: “Yoldan geçen yabancı, git Ispartalılara söyle ki; burada onlara hep sadık kalan bizler yatmaktayız”. Binlerce yıl önce, Heredot ve Plutarch yazdıkları tarihlerde Isparta toplumunu ölümsüzleştirdiler. Ateş Geçitleri; tarihi, gizemi ve dokunaklı aşk öykülerini bütünleştirip, yazındaki Homer geleneğini yirmi birinci yüzyıla taşıyan destansı bir romandır. Steven Pressfield M.Ö. 486 yılında yapılan bu savaşta değildi. Ancak bu kitabı bitirdiğinizde orada olduğuna inanacak, kendinizi de bu savaşın tanığı olmuş gibi hissedeceksiniz.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21