Kısa Kitap Tanıtımları-2



HAMMURABİ’NİN MÜHRÜ BABİL
Hans Kneifel | Tarihî Roman

“Ben Hammurabi, kusursuzluğa ermiş bir kişi olarak Enlil ve Marduk’un bana bir çobana emanet eder gibi bıraktıkları kara başlıları asla ihmal etmedim; onlara huzurlu bir mekan sağlamak için gece gündüz demeden çalıştım. Elem ve kederleri onlardan uzak tuttum ve hayatlarına ışık getirdim. Zabaka ve İştar’ın bana sağladığı güçlü silahlarla, Enlil’in bana bahşettiği bilgelikle ve Marduk’un gücüyle kuzeydeki ve güneydeki, yukarıdaki ve aşağıdaki bütün düşmanları yok ettim, savaşlara son vererek ülkeye esenlik getirdim, insanlara huzur içinde yaşayabilecekleri bir ortam sağladım ve bu huzurumuzu bozmak isteyenleri yok ettim. Tanrılar bu görevi bana, dimdik asalı bir çobana verdiler. İnsaflı ve hoşgörülü gölgem şehrin üstüne düştü; Akadlı ve Sümerli insanlara iyilik ve refah dolu kucağımı açtım. Bilgeliğimle onları bu huzurlu yaşamdan koparabilecek her şeyden koruyorum. Artık güçlü olan güçsüzü ezmiyor, dul ve yetimlere adil davranılıyor. Anu ve Enlil’in Esanglia’da yücelttikleri ve iç dayanakları sınırsız olan Babil’in ülkesinde kanunları düzenledim ve ezilen insanlara adaletli davranılması için mahkeme kararlarını kesinleştirdim. Benim bu değerli sözlerim Kudurru-Taşlarına çelik kalemlerle oyuldu ve adaleti temsil eden kral olarak benim önüme dikildi.” (Hammurabi Kanunlarının önsözünden bir alıntı) Görkemli Babil şehri, Kral Hammurabi’nin adil yönetimi altında huzur ve refah dolu altın çağını yaşamaktadır. Hammurabi’nin Kanunları komşu ülkelerde bile saygıyla kabul edilmektedir, tüccarlar dünyanın öbür ucundaki ülkelerle bile güvenli olarak ticaret yapabilmektedir. Fakat bu durum bazı çevreleri rahatsız etmektedir ve bu karanlık güçler Hammurabi’yi ortadan kaldırmak ve iktidarı ele geçirmek istemektedirler.

KANBAĞI ETNİK GURURDAN ETNİK TERÖRE
Vamık D.Volkan

Etnik, dini ve kültürel çatışmanın yaygınlığı düşünüldüğünde, insanların bireyselleşmiş motivasyonlarının ötesinde, büyük grup kimliklerini korumak ve sürdürmek için neden birbirlerinin öldürdüklerini anlamak acil bir gereksinimdir. Onlar neden ataları ya da kendi soylarından olanlara karşı yapılan yanlışlar için öç almak zorunda kalıyorlar? Bir grubun biz-lik’ini, onun ötekiler’den ayrılışını bu kadar ölümcül yapacak ne oluyor? Kitapta bu sorulara yanıt verilmektedir. Kitabın bölümleri şunlardır: Ölümcül Ayrımlar, Etnik Çadırlar, Enver Sedat’ın Kudüs’e Gitmesi, Seçilmiş Travma, Modern Bir Cehennem İçin Eski Bir Yakıt, Biz-lik, Düşman İmgeleri, Ege Denizinde İki Kaya, Letonya’da İstenmeyen Cesetler, Bir Filistin Yetimhanesi, Etnik Terörizm ve Teröristler, Mağdurdan Gaddara, Romanya’da Totem ve Tabu, Estonya Deneyimi, Psikanaliz ve Diplomasi.

HAÇİN
Zebercet Coşkun | Roman

Haçin, Anadolu’nun oldukça geniş bir ilçesinde Kurtuluş Savaşı günlerinde Türk Ermeni ilişkilerini bambaşka bir görüşle ele alan, çeşitli insancıl davranışları konu edinen bir kitaptır. İlçenin zengin bölgesindeki Ermeniler, yoksul mahalledeki Türkler ve Amerikalıların yönetimindeki kolejde olup bitenler bir devri ve o kanlı günleri yaşayanların düşüncelerini, bağımsızlık anlayışlarını anlatmaktadır.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21