Da Vinci Şifresi



Yazarı: Dan Brown
Yayınevi: Altın Kitaplar
Roman / Amerikan Edebiyatı

Paris Louvre Müzesi müdürü Jacques Sauniere, ünlü simgebilim profesörü Robert Langdon ile buluşacağı gece, müzede bir cinayete kurban gider. Otel odasında istirahat etmekte olan Langdon resepsiyondan gelen telefonla uyanır. Telefondaki görevli, polis teşkilatından Teğmen Collet’in kendisiyle görüşmek istediğini söyler. Teğmen Collet, müze müdürü Sauniere’nin cesedinin fotoğraflarını Langdon’a gösterir ve müzeye gelmesini ister.

Langdon’u müzede Yüzbaşı Fache karşılar ve cesedin bulunduğu yere götürür. Langdon, Müdür Sauniere’nin yerde kolları ve bacakları açık, çırılçıplak cesedini görür. Cesedin hemen yanında ise Sauniere’nin ölmeden hemen önce yazdığı bir mesaj vardır. Anlaşılan Sauniere birilerine bazı mesajlar vermek istiyordu. Langdon mesajı çözmeye çalışırken müzeye kriptoloji ajanı Sophie Neveu gelir. Yüzbaşı Fache bir numaralı cinayet zanlısı olarak Profesör Langdon’u görmektedir. Sophie Langdon’a, Paris ABD Büyükelçisi ile temas kurması gerektiğini ve kendisine bir mesaj olduğunu söyler. Araması için kendi telefonunu Langdon’a uzatır. Longdon Amerikan Büyükelçiliğini aradığında karşısına telesekreter mesajı çıkar, mesajdaki ses ise Sophie’nin sesidir. Sophie mesajında profesöre tehlikede olduğunu, Fache’nin cinayet zanlısı olarak Langdon’u gördüğünü söylemektedir. Telefonu kapatan Langdon tuvalete gitti. Bu arada Fache ve Sophie tartışıyorlardı ve Fache Neveu’nun olay yerini terk etmesini istiyordu. Sophie olay yerinden uzaklaştı ama müzeyi terk etmedi. Profesöre yardım etmesi gerekiyordu, gizlice tuvalete gitti. Profesöre cebinden çıkardığı cesede ait bir fotoğrafı gösterdi. Sauniere’nin yazdığı mesajın sonunda “P.S. Robert Langdon’u bul” yazıyordu. Yüzbaşı Fache bu cümleyi sildirmişti. Langdon, neden cinayet zanlısı olarak görüldüğünü şimdi anlamıştı. Eğer geri dönerse Fache tarafından tutuklanacaktı. Sophie, tek çarenin tuvaletteki küçük pencereden Amerikan Büyükelçiliğine kaçmak olduğunu söyledi. Profesör ise kaçarsa cinayeti kabulleneceğini düşünüyordu. Profesörün cebine yerleştirilen ve sinyal gönderen küçük bir aleti bir sabunun içine yerleştirdikten sonra camı kırarak kırmızı ışıkta bekleyen kamyonun üzerine fırlattılar.

Yüzbaşı Fache ise Langdon’un kaçtığını zannederek adamları ile birlikte sinyali takibe başlar. Bu sırada Ajan Neveu ve Profesör Langdon olay yerine dönerler. Sophie yerde yatan Sauniere’nin büyükbabası olduğunu söyler. Sophie ve Sauniere uzun süredir görüşmemektedirler. Mesajdaki “P.S.” ise Sauniere’nin torununa taktığı lakap olan Prenses Sophie kelimelerinin baş harfleridir. Sauniere arkasında bıraktığı sırların Profesör Langdon tarafından çözülebileceğini düşünerek torununa bu mesajı bırakmıştır.

Langdon ve Sophie, Sauniere’nin bıraktığı mesajın bir anagram yani şifre olduğunu keşfederler. Mesajda “Leonardo Da Vinci, Mona Lisa!” yazmaktadır. Müzedeki Mona Lisa tablosunun arkasında haçı andıran ve ortasında P.S. yazan bir anahtar bulurlar. Bu anahtarın Sauniere’in Zürih Emanet Bankası’ndaki kasasının anahtarı olduğunu anlarlar ve hemen bankaya doğru yola çıkarlar. Bu arada polis onların peşindedir, ABD Büyükelçiliği’ne giden yol kesilmiştir.

Zürih Emanet Bankası Müdürü Andre Vernet ile görüşen Langdon ve Sophie kasayı açarlar ve içinden çıkan kutuyu alırlar. Bu sırada Yüzbaşı Fache ve adamları bankaya gelmişlerdir. Sophie ve Langdon, Müdür Vernet ile birlikte bankanın arabalarından birine binerler ve Vernet sayesinde polisleri atlatırlar. Fakat Vernet, Langdon ve Sophie’yi güvenli bir bölgeye getirdikten sonra silahını onlara doğrultur ve kutuyu ister. Langdon ve Sophie, Vernet’i atlatmayı başarır. Kutunun içinden şifreli bir kripteks çıkar. Şifreyi çözebilmek için Langdon’un arkadaşı Sir Leigh Teabing’e giderler.

Teobing hayatını Kutsal Kadehi bulmaya adamış, İngiliz Kraliyet ailesi tarafından kendisine Sir ünvanı verilmiş usta bir tarihçidir. Teabing, Langdon ve Sophie’ye kripteksin İsa Mesih’in “Kutsal Kase”sine ulaşmak için gerekli olan “Kilit Taşı”nın yerini gösteren bir şifre olduğunu belirtir ve Kutsal Kase ile Da Vinci arasındaki bağlantıyı anlatır: 1099 yılında kurulan Sion Tarikatı kardeşlik bağları çok güçlü olan bir tarikattır. Tarikatı yönetenler arasında Leonardo Da Vinci, Isaac Newton, Victor Hugo gibi önemli isimler vardı. Tarikata üye olmak ve güven kazanmak çok zordu. Sion Tarikatında, Hıristiyanlığın aksine kadın çok değerliydi. Tüm bilinenlerin aksine Hz.İsa evliydi ve çocukları vardı. Hz.İsa çarmıha gerilirken, karısı Magdalalı Meryem hamileydi ve İsa’nın soyunu devam ettirmek için Fransa’ya kaçmıştı. Sion Tarikatı üyeleri kendilerini bu gerçekleri korumaya adamışlardı. Tarikatın simgeleri olan Gül ve Kutsal Kâse Magdalalı Meryem’i temsil etmektedir. Kilise yani Vatikan ise yüzyıllarca bu gerçeği saklamıştır ve belgelere ulaşmak için bir çok tarikat üyesini öldürmüştür. Sauniere ise bu tarikatın son büyük ustasıydı ve bu sırrı saklaması için torunu Sophie’yi seçmişti.

Kutsal Kase’nin peşinde olanlar sadece Langdon, Sophie ve Teabing değildi. Karanlık bir tarikat olan Opus Der tarikatının başındaki Piskopos Manuel Aringorasa da gizli belgeleri ele geçirmek niyetindeydi. Belgeleri Vatikan’a vererek kiliseden bazı imtiyazlar ve yüklü miktarda para kazanmayı düşünüyordu. Kutsal Kâse’yi bulmak için Silas adındaki tarikat üyesi görevlendirilmişti. Silas ise talimatları “Öğretmen” lakaplı bir adamdan alıyordu. Müdür Sauniere’yi de Silas öldürmüştü ve şimdi de Langdon, Sophie ve Teabing’in peşine düşmüştü.

Langdon, Sophie ve Teabing çözdükleri şifrelerden yola çıkarak Kutsal Kasenin İngiltere’deki bir mezarda olduğunu tahmin ederler ve birlikte İngiltere’ye giderler. Fakat Sauniere’nin katili Silas onları bulur ve Sir Teabing ile birlikte kripteksi kaçırır. Langdon şifrelerden yola çıkarak mezarın Isaac Newton’a ait mezar olduğunu tespit eder ve kripteksi çalan kişinin de mezara geleceğini düşünür. Fakat mezara geldiklerinde onları büyük bir sürpriz beklemektedir. Karşılarında Sir Teabing durmaktadır. Öğretmen lakaplı kişinin aslında Teabing olduğunu öğrenirler. Langdon, Teabing’i etkisiz hale getirir ve kendilerini Londra’ya kadar takip eden Yüzbaşı Fache’ye teslim eder. Böylece Langdon ve Sophie de aklanmış olur.

Langdon ve Sophie, son şifreyi de çözerler ve Rosslyn Şapeli’ne giderler. Rosslyn’de Kutsal Kadehi ararlarken yanlarına genç bir adam gelir ve onları Rosslyn Vakfının başkanı ve büyükannesi olan Maria’nın yanına götürür. Maria Sophie’nin büyükanesidir ve Sophie’yi hemen tanır. Sophie büyükbabasının küçükken kendisini buraya birkaç kez getirdiğini hatırlar. Maria tüm gerçekleri Langdon ve Sophie’ye anlatır. Ailenin Hz. İsa’nin soyundan geldiğini, güvenlik amacıyla soyadlarını değiştirdiklerini söyler. Sophie’nin anne ve babası esrarengiz bir trafik kazasında ölmüşler ya da öldürülmüşlerdir. Sauniere de eşini, Sophie’yi ve kardeşini buraya yerleştirir.

Sophie, büyükannesi ve kardeşini bulmuştur. Ama Profesör Langdon ise hala Kutsal Kadehin yerini aramaktadır. Langdon şifreleri takip eder ve Kutsal Kasenin Louvre Müzesinde olduğunu anlar. Ama bu gerçek onunla saklı kalacaktır.


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


“Da Vinci Şifresi” hakkında 33 yorum yapılmış:

  1. yasemin # 10 Şub 2008

    çok teşekkür ederim. çok önce başladım kitabı okumaya ama bir türlü bitiremedim. sıktı beni, anlatımı biraz ağır geldi. sonunu okudum çok şükür. benim için bir işkenceydi sağolun. akıcı bir dille yazılmamış. beni çok gerdi bırakmak da istemedim, beni kurtardınız tekrar teşekkürler.

  2. osman abi # 21 Şub 2008

    Ağzım açık kalarak okudum desem abartmış olur muyum bilmem ama çok güzel bir kitaptı.:)

  3. emrah # 22 Şub 2008

    bence inanılmaz güzellikte yazılmış bir kitap. beğenmeyenlere şaşıyorum doğrusu.

  4. Rukis # 01 Mar 2008

    İnanılmaz güzel kitap. Elimden bırakamadım ben. Harikasın Dan Brown!..

  5. BidenS # 02 Mar 2008

    Çok kitap okudum ama bu kitap beni tam anlamıyla hayal kırıklığına uğratmıştı okuduğumda.. Abartılı bir reklam yapılmış bana kalırsa.. Can sıkıcı bir anlatım dili, hiç germeyen zoraki gerilimler, önceden ne olacağını kendin kestirebiliyorsun kısaca.. Nice kitaplar okudum, ne kitabın adı sanı, ne yazarın adı sanı duyulmuştu ama bu kitap onların yanında hiç kalır..

  6. PİRİMİDİN # 03 Mar 2008

    çok güzel.

  7. şeyma # 10 Mar 2008

    bunu yazanlara çok teşekkür ederim. mükemmmel ötesi bir kitap, okumanızı öneririm.

  8. fırat # 11 Mar 2008

    mükemmel bir kitap, benim için de yardımcı oldu. o kadar güzel yazılamaz bir kitap.

  9. sevval # 12 Mar 2008

    kiabı okumadım ama buradan özetleri okuyorum. ancak yeni çıkan kitaplara yetişemiyorum, buradan yetişmeye çalışıyorum. iyi ki böyle bir site yapmışsın….

  10. şeyma # 13 Mar 2008

    çok da iyi bir kitap değil. yani bunun gibi çok kitap var ama fena değil.

  11. şeyma # 13 Mar 2008

    bu kitaba diyecek söz bulamıyorum.

  12. rıdvan # 01 Nis 2008

    benim ödevlerimde yardımı çok dokundu ve bu siteyi hazırlayana çok ama çok teşekür ederim

  13. rıdvan # 01 Nis 2008

    kitaplara diyecek söz bulamıyorum

  14. inanılmaz # 01 Nis 2008

    çok güzel

  15. F€HMİ # 02 Nis 2008

    Çok güzel bir kitap tavsiye ederim.

  16. Berkan # 02 Nis 2008

    güzel olmuş sağolun

  17. buse # 02 Nis 2008

    bu kitap tabi ki çok güzel. beğenmeyenler otursunlar böyle bir kitabı yazmaya çalışsınlar. en başında söyleyeyim bu kitap ağır dille yazılmış anlamayanlar biraz daha olgunlaştıklarında okuyabilirler, ama bu kitabın bir hiç olduğunu ya da fena değil sözleri bence Dan Brown’un emeğine hakaret. en azından böyle güzel bir kitabı anlamadığınız için “hiç” kelimesini kullanmaktansa anlayacak zamana geldiğinizde okumak daha mantıklı ve Dan Brown seni ben ve arkadaşlarım kutluyoruz, bu siteyi görmesende…

  18. cello # 07 Nis 2008

    filmi bence daha güzel. kitabi okumak yerine filmi izleyin.

  19. nukel # 08 Nis 2008

    çoğu kitabın özetini koymuşsunuz ama Pollyanna Şeker Portakalı ve Selçukludan Osmanlıya’yı koymamışsınız. aradığım kitabın özetini bulamayacaksam niye var ki bu siteler ama en üzüldüğüm şey Pollyanna gibi dünyaca bilinen bu kitabın özetinin yayınlanmaması. siz yorum yeri koymuşsunuz bende yorumlarımı yazdım. yayınlamazsanız üzüleceğimi belirtmek isterim, yorumlarıma kızabilirsiniz ama bunlar benim gerçek düşüncelerim, ben gayaet açık konuştuğumu sanıyorum.

  20. ali # 14 Nis 2008

    arkadaşlar bu kitabın olaylarının nerede geçtiğini ve zamanını söyleyebilecek var mı? bütün kitabı özetledim bunu soruyorlar. bunu bana söyleyebilir mi biri çok lazım.

  21. serkan # 16 Nis 2008

    Süper hazırlamışsınız teşekkürler, ayrıca kitabı okumanızı tercih ederim.

  22. dammlaa # 28 Nis 2008

    pes dedirtecek bir kitap! süper süper süper. bana kalırsa Dan Brown’un kitaplarını araştırmadan da alabilirsiniz. ben Dan Brown’un şimdiye kadar çıkardığı tüm romanlarını okudum. bir tane bile kalmadı okumadığım. hepsi nefes kesici romanlar. yasemin nickli kişiye katılmıyorum, kendisi anlamıyor romandan. hakaret etmesin Dan Brown’a. çok biliyorsa otursun kendisi yazsın da görelim.

  23. nur # 03 May 2008

    çok güzel bir kitap, elimden bırakmadım hiç. üstüne filmini izledim. çok başarılı bir eser.

  24. melekkk # 10 May 2008

    bu kitap gerçekten dehşet bir şey, herkese tavsiye edebileceğim kitaplardan biri… lütfen kitaba ve yazarına saygı gösterelim, bu kitabı sevmeyenler ne zaman bundan daha iyi bir kitap yazar ve yazdığı kitap beğenilir o zaman istediklerini desinler.

  25. Anonim # 17 May 2008

    ben tuğçe. ne olur acilen Polyanna kitabını arıyorum. dershanede sınavım var, acilen bulan söylesin.

  26. irem # 18 May 2008

    çok süper bir kitap. mutlaka okuyun.

  27. bendeniz sevda # 20 May 2008

    bu siteye başka özetler için girdim ama bu kitap sıkıcı olsa da konu itibariyle harikulade. ama bu konuda gizem’e katılıyorum.

  28. Anonim # 21 May 2008

    güzel

  29. semih # 28 May 2008

    Çok harika bir kitap, çok akıcı, sürükleyici ve heyecanlı. Elime aldıktan sonra birkaç gün içinde hemen bitiriverdim. Halbuki kitap okumaya pek vakti olan biri değilim ama hiç bırakmak istemedim. Hatta o kadar okuduktan sonra kendimi de artık kitabın bir parçası olarak görmeye başladım. Bir de beni yakından ilgilendiren, içinde bulunduğum bazı durumlarla da ilgili konular olunca biraz fazla etkilendim herhalde. İlk başta kalın olduğu için başlamaya korkmuştum. Ama sonra keşke bitmeseydi dedim. Bunu istememin sebebi de aslında başka. Çünkü bu kadar güzel bir senaryonun sonunun böyle bitmesi kötü olmuş. Yani çok basit kaçmış. Ne bileyim sonu daha heyecanlı ve etkileyici bitebilirdi. Mesela kitabın ortalarında vs. olayları tahmin edip analize çalışıyordum. Ama o kadar ustaca yazılmış ki çoğunlukla insan bir tahminde bile bulunamıyor. Sıradan, bilindik kitaplarda şimdi şöyle olacak, bu kişi aslında şu şu kişi vs. diyorsun bir de bakmışsın tahminlerin doğru. İnsan öyle zevk alamıyor. Ama bu kitapta öyle uzun vadeli bir tahmin yapma şansı yok neredeyse. İnsan hep ne olacak diye merak edip duruyor ve meraklandıkça da hemen öğrenip merakını gidermek için daha çabuk ve çok okuyor. Yaa işte çok güzel bir kitap ama herkese tavsiye etmem. E okuyabilen var okuyamayan var. Hani bazısı okur da anlamaz, anlar da etkilenmez. Ne de olsa zevkler ve renkler tartışılmaz. Ama isteyen de okusun yani güzel bir kitap…

  30. serkan # 01 Haz 2008

    mükemmel bir kitap. elime aldığım günden sonra bitirmek için iki gün evden çıkmadım. ayağım dışarıya çıkmadı daha doğrusu çıkamadım. hep acaba bir sonraki sayfada ne var diye merak ettim. olağanüstü bir kitap, bu kitabı beğenmeyenler bence hayatları boyunca hiç bir kitap almasınlar eline…

  31. merve # 04 Haz 2008

    Ben bu kitabı okumadım ama özetlerini okuyarak anlamaya çalıştım. Tam bana göre bir kitap. Heyecanlı bu kitabı kesinlikle alıp okuyacağım.

  32. burcu # 18 Haz 2008

    muhteşem. bana da bir arkadaşım tavsiye etti. ilklerde sevmedim ama bu neymiş dedim biraz ilerleyince ne kadar muhteşem olduğunu anladım. 3 günde bitti.

  33. sinir oldum # 13 Tem 2008

    bu kitabı okuyup beğenen arkadaşlara tavsiyem önce gidin siyon tarikatını araştırın. kitapta adamlar melek gibi, gerçekte neler yaptıklarını öğrenin. bu kitap tamamen siyonizmi öven, onu makul göstermeye calışan bir reklamdan başka bir şey değil. sizlere tavsiyem kutsal kupa bitmeyen oyun ve özellikle ŞEYTAN ÜÇGENİ kitaplarını okuyun.

Yorum yap